|
Boyun
eğmiş sanki Kavaklar hüzünse tuhaf bir hüzün.
Güz ya şimdi, melankolik duygular sarıyor
Kavaklarla beni.
Zor geliyor, hani inadına keyfe keder yaşamak.
Her akşam aynı mekanda, tutunamadığım
mısralarımla.
Senli anları düşleyip, bir kavağa, bir yıldıza
seslenmek.
Kalabalık bir park burası ama ben o kavağın
altında,
Yok sayıyorum gündüzleri, uzağım ya sana...işte!
Dokunamıyor kimse senden uzak sana dair
mısralarıma.
Neler yaşanmış, ne sözler verilip, unutulmuş!
...
Adı Kavaklıpark...
Seviyorum aslın da biliyor musun? ...
Kavağın altında seni düşleyip sana dair yazmayı,
Bu gecede çok sevdim parkı, inceden sessizce bir
şarkı mırıldanıyorum.
Karşı masada ki adama takılıyor gözlerim,
ifadesini yitirmiş mi ne?
Ya o yanında ki kadın sanki adamla aynı masada
değil gibi.
Tuhaf, ilişkiler ölmüş ama mecburlar aynı
masayı, aynı parkı paylaşmaya. Neden...?
_'Yok canım çay içmek istemiyor.Kahve alayım ben
sade olsun, lütfen.'
Sigaramın tadını çok sevdim bu gece iyi ki
içiyorum kahveyle de iyi gidiyor hani...
Her nefes çekişim de biraz sen, biraz düşlerim,
biraz da güz.
Garip geldi bana caminin yanında böyle bir park.
Namazdan sonra çay iyi gider de, cenazeyi
beklerken çay molasıda mı veriyorlar acaba?
Hiç kalkmak istemiyorum sabah ezanını bu masada
dinlemeliyim.
Gün ağarmalı senin için, ben bu kavağın
altındayken! ...
Yoksun ya üşümeliyim bu masada.
Bir sigara daha yakayım dumanına hayallerimi
katıp şöyle bir içime çekeyim.
Sonra o hain çoban yıldızına doğru üfleyeyim
hayallerimi ve seni duman duman...
-'Hesap lütfen! ... '
Yarın akşam aynı kavağın altında, aynı masada,
buluşmak üzere! ... |