Bir Şiirdir İstanbul

.........................................."İstanbul elbette fetholunacaktır.
.......................................... Ne güzel komutandır o komutan
...........................................Ne güzel askerlerdir o askerler."
............................................ (Hz. Muhammed)



İstanbul'u anlat deseler anlatmak kolay değil, kelimeler yetersiz kalır;
anlatamam. Belki tarif ederim o kadar "Her karış toprağı şehit kanıyla
yoğrulmuş ecdadımızdan bize kalan yadigar."
İstanbul öyle uzaktan anlatılmakla da olmaz. İstanbul'da yaşamakta
değildir esas önemli olan... Bire-bir hissetmeden görmeden güzelliklerini,
çekmeden acılarını anlatılmaz ki; hiçbir an hiçbir zaman...
Samimi değilseniz İstanbul kırılır, içten değilseniz İstanbul gücenir. Doğal
değilseniz birde üstelik; İstanbul, haksızlığa hiç mi hiç gelemez...

Ve İstanbul bir şiirdir mısra mısra. Ve İstanbul bir şarkıdır her gün yeniden
söylenir. Ve o İstanbul değil midir ki; "Yüzlerde tebessüm gönüllerde
ferahlık ve aşkların kanat çırpışı" diye tarif ettiğimiz. Ve en güzel
gerçekse; "İstanbul en çok yürekte yaşanır."

Ve bir İstanbul sabahında; martılarla sohbet etmeli, şakalaşmalı balıklarla,
kedilere süt vermeli, vapur seslerini dinlemeli, bir şair edasında en güzel
şiirlerini okumalı İstanbul'un, görmeli doğal güzelliklerini, araştırmalı
geçmiş uygarlıklarını, bilincine varmalı sanat eserlerinin ve inadına yeşili
korumalı, ve sevmeli İstanbul'u koşulsuz ve karşılıksız; dostluğun ve
barışın katıksız maviliğinde...

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA, "Karadan yürüyen gemiler" adlı şiirinde bakın
şöyle diyor; Bir sabah ferman ile uyandık İstanbul kıyılarında/Bir sabah
duyuldu Sultan Mehmet:/ Gemilerim karadan yüzdürülsün!/Dağlar taşlar
inledi: Emret!
Ve 550 yıl geçmiş aradan dile kolay... Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u
fethinden bu yana... İstanbul İstanbul olalı... Dünya kültür ve medeniyetinin
beşiği İstanbul bizim olalı...*
Dedim ya, İstanbul ecdadımızdan bize kalan yadigar. İstanbul'un taşı
toprağı şehidimin kanı... Nice canlar verilmiş uğruna, nice şairlerin ilham
kaynağı, nice sevdaları taşımış gün be gün nice sevdalara gebe...

Ve neden sonra, aşklarım gelmeli aklıma; hatırlanası aşklarım... ve en son
hatırladığım; İstanbul en büyük aşkım olmalı...



* 28 defa kuşatılmış olan İstanbul'u Fatih Sultan Mehmet 29 Mayıs 1453
tarihinde 21 yaşındayken Fethetmiş ve
Hz. Muhammed'in övgüsüne layık olmuştur.


Düz Yazı
 

...............            ............"..bi hayat var eze eze bizi(m)
.......................                             .......bi hayat var ezdirmemek için kendimizi
..............................sırtlayıp dertlerimizi
..................                       ............yıldızlar gibi yanıp söndüğümüzü..."


Sende çözemediğim bi giz, bi sır vardı dudaklarında..
Bi gün dökülecekmiş
gibi cümlelerin sol yanıma..
Seni güldüremediğim anlar gibi yorgundum
şimdi..
Önce yetişemediğim şiirlerinde yaşadım,
sonra nefesini hissettim her zerremde..
Ve sen ılık bi damla gibi gögsüme an be an yağıyordun..
Şimdilerde daha bi kuvvetle
daha bi şiddetle..

Ölçülemiyordun, kestiremiyordum varlığınla
yokluğun arasında sıkışıp kalıyordum.
Sahi o özlediğin huzurda mıydı
çizgisi mutluluklarımızın,
yoksa sahiplendiğin soluk muydum yetişemediğim..
Oysa zamanın tersine çalıştığı bi an'dan yazıyordum sana
kalemimden sürekli acılar sızıyordu..
Mutluluksa ne kadar yakındı; sen ne kadar yakındın
pencerem açıktı ve sen yağıyordun ıslatıyordun yüzümü durmaksızın..

Ben ki; sana hala sırılsıklam ve ben ki; hala sana darmadağınıkken
akşama doğru bi gidiş vardı havada..
Biraz da yorulmuştu zihnim,
şöyle bi yorgunluk vardı sol yanımda davetsiz misafirimdi/ kalp
çarpıntılarım..

Bense hepsinden uzak bi deniz kenarı düşler olduştum uzun zamandır..
Özgürce uçan bir kırlangıç kanadında tahtımız olmalıydı şimdilerde..
Bi de bi kalp içinde evimiz.. Şöyle 4 oda yüzlerce köşe..
Bi kıyı kasabasında yaşama hayallerimiz ne kadar sıcaktı oysa..

yorgundum kısaca..

Türkülerden bi tutam tütün basıyordum yüreğime/yüreğine;
ellerimle akan gözyaşlarımızı topluyordum,
ve mutluluk olarak döneceğimiz günlere serpiştiriyordum birbir..

Sonra hayalini öperek huzurunu yakalıyorumdum aşkın,
belki de abartıyordum..
Kabartıyordum içimdeki çocuğu..

Aşkımdan aşıyordum tüm dağları tepeleri..
Her defasında arkamda kalıyordu yalnızlıklarım..
"el sallıyordum bi tren garından hareket edermişcesine.."
Ellerim-ellerinde ve hep sana doğru, dümdüz akıyordum
ve nihayet gözlerinle bakabiliyordum artık..

mutluluk içimizde...

.....aşk haritan düşlerimdeydi ve her gece sen uyurken geliyordum...


Copyright by Ali Hakan DÜZ

 


 

BİZE KALAN GÜLÜMSEMELER



."..ve bir şiir gibiydi her şey hiç akşam olmuyordu.."


Bize kalan gülümsemeler ve şiirler olmasaydı
çok yalnız kalacağımı hep düşünürdüm..
ve ne güzeldir ki; Edebiyat ile ilgili dostlarım
hep çok özel insanlar olmuştur..
Edebiyat'ın, bir okyanus olduğunu anladığım zamandı ki;
kendimce de bir damla olduğumu farketmem ise hiç de güç olmamıştı..

...ve Edebiyat okyanusunda benimde "bir damla-ihtimal" olma
riskim ise,
beni en çok sevindiren tarafım olmuştu..

Bir damla-ihtimal'se doyasıya sevmek olurdu adı olsa -olsa,
ve hayatı nedensiz yaşamadan,
ve sonbahar'ın sıcak müjdecisi olurdum belki de bir Ekim ayı ortasında
sessizce güne karışan..

Ve bu sihirin bozulmaması umuduyla bu düşsel gerçekliğin
bir uzantısı olur, savaşırdım gölgesinde yalnızlıkların..
şu bizi koşulsuz güzelliklere taşıyan dostluk çemberinde
koşulsuz kalır, hiç ama hiç ayrılmazdım/ayrılmadım da..


-Hayat bazen güzelse ve acıları çıkardığımızda bize kalan
gülümsemelerimizse.. diye
söyleyip avunduğum zamanlar vardı yaşadığım..
oysa..

..."kimi kez acılar hep kanatmamışmıydı bizleri" ve her şeye
inat hayata inat;
tutunacak bir yürek aramamış mıydık bazen; ve ne kadar zordu ki;
hayata yeniden
gülümseyebilmek/tutunabilmek.. ve çoğu kez hayal kırıklıkları
ile başlamadı mı
dost yalnızlıklarımız..
ve en güzel zamanlarımızın
birer resmini çekip yüreğe kazımadık mı bazen.. ya da çıkarmadıkmı
bizi
derinden sarsan olayları yüreğimizden..
ya da en azından denemedik mi çoğu kereler..
imkansızlıklarını da bilerek..
..kolayda olmadı unutmak ve unutamadıkta değil mi..
ve çoğu kez en zor zamanlarımızda aslında
ne kadarda büyüdüğümüzün farkına varmadan geçtiğinde hayat..
ve bi şekilde yaşamadık mı bir döngü gibi gerçeği..
ve hep sormadık mı..
güzel ve mutlu günlerin çok mu gerilerde kaldığını
her defasında
binlerce kez sorgulayıp, kanatmadıkmı acılarımızı defalarca..


Ve bazen sözde özgürlükleri de bi şekilde arayıp,
kazanmanın bazen kaybetmekten çok daha iyi olduğunu
düşünmedik mi..
haksız yenilgilerde sesimizi duyuramadığımız zamanlarda,
bölünmedik mi..
ya yüreğimiz, binbir parça ve kan revan içinde kalmadı mı..


Ve bir gün; aynı paydada buluşmak; belki bi şiirde veya bir yerlerde,
ve o denli
anlamlı değil miydi güzelliği, ve tarifsiz sevinci..
ve yalnızlıkların bazen en güzel dostta olabilme ihtimalini görmedik mi..
ve oturduğunda zamanla taşların yerli-yerine;
Hiç korkmadan gönül muhasebesi yapabilmedik mi her insan gibi..
ve sevgiyi koşulsuz taşımadık mı ihtiyacı olanlarla paylaşmayı bilerek..
ve aşkı bulmadık mı her defasında aynı hatalarla defalarca kaybedip...

 


Ankara'dan Bi Adam

Yüreğime söz geçiremiyordum, gözlerim kanlı bıçaklıyken bedenimle.. bi
mermiydi ateşi aşkın dün gece sökülürken gençliğim.. Oysa farkında bile
değildim, kaybedişlere bir yenisiyle eklendiğimin.. Uyandığımda tektim
sabahımda o yoktu ..ve sızarken kan oluk oluk içime, bir can/bir can daha
yanıyordu..
Tuzluydu tanecikler kanıma karışırken gece, bir alo'sunda
gülümsüyordum; o ise hep, hep ağlıyordu..
Sonra ben ağlıyordum, şiirlerim ağlıyordu, bilmem kaç zaman daha
ağlarlardı bilmiyordum..
Kaç zaman daha aramazken bu kaybedişleri
ve ne kadar daha taşıyacaktım artık
bu yorgun bu yaralı bedeni.. Bir yumruktu aşkım ellerimde taşıyordum;
dün bana küsmüşken talih, bugün zor diyordum. Sevda bir kurşundu
adresini henüz bilmiyordum ve bir mermiydi sıkılan maviye ve bir tek
mermiyle devrilirken bu adam;
kan içinde savrulurken bedeni
ve hiç birşeyden habersiz
ve hiçbirşey kadar kederli
ve usulca ve sesizce verirken son nefesini..
"..g ü l ü m s ü y o r d u..."
ve şimdi bugün akşam üzeri;
son yolculuğunda "Ankara'dan bi adamın sevenleri"
ve bi de şairin ölümsüz dizeleri
birlikte " a ğ l ı y o r d u.."
bir kalp bir kalbe yenilmişti oysa
o bedende artık o kalp yoktu şimdi....

                                                                               Sesli dinlemek için tıklayınız