A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - Y - Z


NİSAN S. MURATOĞLU : SİZ AŞK NEDİR BİLMEZSİNİZ DEDİ BUKOWSKİ
NAZİRE BALCILAR : SENDEN GELEN HÜZNÜ SEVİYORUM
NEVZAT BAYRAMOGLU : BU GİDİŞİN BİR ADI OLSUN
NAZİRE BALCILAR : SEN HİÇ SENİ BEKLEDİN Mİ ?
NİSAN S. MURATOĞLU : AYY KANATLI EY PERİ
NAZİRE BALCILAR : UNUT GİTSİN DERLER YA
NİSAN S. MURATOĞLU : MAVİDEN / MAVİYE
NİSAN S. MURATOĞLU : AH! İSTANBUL AH!
NAZİRE BALCILAR : DEMEK GİDİYORSUN
NELLS : ŞİZOFRENİK AŞK DÜŞÜNCELERİ
NİSAN S. MURATOĞLU : ŞİİR GİBİ AŞK
NAZİRE BALCILAR : SENİNLE SENSİZ
NAZİRE BALCILAR : EKİM SENFONİSİ
NAZİRE BALCILAR : KURTULMALIYIM
NİSAN : ACI BİBER TADINDA BİR AŞK
NAZİRE BALCILAR : ELVEDA HÜZÜN
NİSAN S. MURATOĞLU : ŞİİR FİRARI
NİSAN : BEYAZIN İNCEDEN HÜZNÜ
NAZİRE BALCILAR : KEŞKELERİM
NAZİRE BALCILAR : SEN VARSIN
NELLS : YAĞMUR ALTINDA
NELLS : KORKULARIN VAR
NAZİRE BALCILAR : AŞK


 

AH ! İSTANBUL AH ! ...


Zil çalıyor zerafetin etekleri
Zıtlıklara “aman sende” diyerek geçtik
Ruhum serseri, esrimiş gönlüm...
Ruhların zarafetine uygun kabirler seçtik

Cilveleşip imgelerle, dirhem dirhem
Cılız sesleri, şüpheyle ıskartaya çıkardık ya biz
Satacağım bu gece seni!
Sevgiliye kalp gözüyle bakanlardan değiliz! ..

Hüznü belinden kırıp, eylemlerimle yıkacağım
Ve ben sana göz yaşlarımla bakacağım
Aşk kanunlarını! ..
Bir yanar dağın boğazına bırakıp…

Oysa, zemheri gecenin sonrasında
Tekamülde tek sabrın dolmasında
Saydam bir gün düşlüyordum
Derken, düşlerimde ayaz ve ben üşüyorum!

Kadehleri, dalgakıranlarla parlatıp
Darından muzdarip olmuş, şu ırgat
Zerdali gölgesinde demleyecektim gündüzü
Koynunda geçirmeyi düşlediğim gibi geçen güz’ü.,

Aşiyan ki anılar seli
Aşiyan ki, sırtım kambur yollar engebeli
İnce sızım, eski göz ağrısı kumrular ağlıyor!
Ağlayan göz ve özden kopan damlalar!
Vallahi, yüreğimi dağlıyor…

Uykusu kaçmış, çocuklar gibi huysuzum
Hani bana diyecekti; Neyin var kuzum?
Arzu şahikalarından sesleniyorum;
Ve sevgi damarlarından besleniyorum.,

“İmanı gevredi de şu Vefa’nın
İpiyle kuyusuna inildiğinde cefanın
Semt olmaktan ileri gidemedi” Ey! Şehir...
Üzerime selini yürüttü de yürüttü, isyankar nehir.,

Dudaklarımda yalan gerçekliğim
Dünya dolusu işve., Ah! O dudaklardan çektiğim
Hayat olduğum yer...
“Vatan doyduğum yer! ” Der gibi diyebilir miyim!


Gömüldüm sana!
Sitem karım, mayısı sürur eden asil fidana
Hayatın neresindesin sevda şehri?
Sen bana, ben sana postalarım cehri

Uzakların avutur
Umurun, beyin jimnastiğimde ur,
Serseriyim, esrimişim.
Sen bilirsin demişim..,.

Sattım bu gece seni
Bulamayınca yordamında beni
Ah! İstanbul ah!
Geçmişime olsun eyvah! ..

                              Nisan Serap MURATOĞLU
                   
           nisanalways@networks.org
                             
yukarı

 



SİZ AŞK NEDİR BİLMEZSİNİZ DEDİ BUKOWSKI


Şehrin banliyölerinde
Ağlardı yalnızlık...
Palyaçolar parendeler atardı
Maviye, mavice
Geceydi Victoria’nın memelerinde
Şiir arası korkularınla
Sevişemeden sızdığın!

Gazete kupürlerinin
Ölüm ilanlarında arardın ismini
Boş mezar düşlerdin belki de
İçini şiirle doldurabilmek için
Çünkü bilirdin sevmezdi elbiseni kimse!

Dudaklarında ki tütün izleri
Anlatırdı seni..
İki şiir arası kaç kadınla
Yattığını bilmezdin de
Çarşafların gülerdi haline Bukowski

Parmaklıklar ardında düşlemek
Hiç senin olmayan bir hayatı
Ve tırnakların içi leş gibiyken
Kokardı ayakların
Sıçanlar gezerdi yastığında!

Kaç kadın aşağıladı seni
Kaç şiiri yaktın gecenin koynunda
Kaç imgeden kovuldun?

Bırak palavrayı Bukowski
Biz aşka aşığız
Biz şiire AŞIĞIZ! ...

                              Nisan Serap MURATOĞLU
                   
           nisanalways@networks.org
                             
yukarı
 


 

ŞİİR GİBİ AŞK


Ertelenmiş anların
Işıksızlığıyla öldü güneş! ...

Gün uzadı
Eksildim hayata

Kanattım geceyi
Eskiyen hatıralarla...

Vefanın ellerini aradım
Vuslatın durgun sularında..

İhtimaller astım
Her gece bir yıldıza../Ya olursa! ..

Bilirim, suçtur sessizliğim
Yalnızlığımla...

Coğrafyamda kayboldum
Mavi sevdayla...

Oysa bir damla gözyaşımda
Saklayacaktım mavimi!

Karardı ufkum
Ölüm öptü dudaklarımdan!

Sen üzülme mavi
Düşlerinde açsın nisan çiçekleri

Şiir gibi yaşanan aşk
Ölümsüzdür nasılsa! ..

                              Nisan Serap MURATOĞLU
                   
           nisanalways@networks.org
                             
yukarı

 


 

ŞİİR FİRARI


Yol gösterir yıldızlar
Aşk hikayelerine..

Uzansan....
................../Dokunacak gibi
Dokunsan
................/Senin olacak gibi! ...

Ve Hatıraların ezgisiyle
Kanat çırparken üveyikler
Karşı koyamaz aşka
Köz gibi yanar ten! ...

Mavnaların kıyıya kavuşmasıyla
İlk kez sevişir gibi çıldırır mavi! ..

Soyunur yakamozlar
................................/Tutkuyla
Dalgalar teslim olur
................................/Aşka! ..

Dolunayın gölgesinde
İz sürer ayrılık! ..
Hayat gibi nankör! ../Aşk! ...

Ve bir damla düşer çöle
Ten çekilir, ruh ölür
Hüzün baki, şiir firari! ..

                              Nisan Serap MURATOĞLU
                   
           nisanalways@networks.org
                             
yukarı
 



 

AYKANATLI EYY PERİ


I
Gözlerim gökkuşağı
Dudaklarımda hasret

Yeni doğan telaşlı
Birkaç sözle birlikte

Süzül de gel öyküden
Aykanatlı eyyy peri..

II
Avuçlarım çağlayan
At ırmağa kendini

Bana aşkı öğretsen
............./şiirler fısıldasan...

Çiy düşen sabahlarda
Mahçup bir rüzgarım ben..

III
Ruhumu kutsa, okşa
Al beni pencerenden

Ürkek ceylan gibiyim
Soyundum hüznü tenden

İmgeler derya, deniz
Bir şiir gemisindeyiz

IV
La minör ellerinle
Uçur, büyüle beni! ..

Şu aşkım küllenmeden
Aykanatlı eyyy peri

Tenime terinle yaz
.........../Ennn mutlu aşk şiirini..

                              Nisan Serap MURATOĞLU
                   
           nisanalways@networks.org
                             
yukarı

 


 

MAVİDEN / MAVİYE


Yelesinde rüzgar var
Sevda atının
Terkisinde ben! ..

Doludizgin şiire
Koşuyor duygularım...

Sesinin sıcağında
Sevdaya uyanıyor
............/Toprağım..

Ey benim! ...Teninde ıslanıp
Günahlarımdan arındığım
İmkansız şelalem

Gece korkularımı saran
Yıldızlar kadar uzak
Beyaz rüyam

Özlemi serpiştiriyorum
Hülyalarıma seninle

...../Ve seninle...

Gökyüzü ben / deniz sen
Umuda dair, iki maviyiz

Yaşamda ve ölümde
Resmediyorum aşkımızı
İpek üzerine...

Aşk, şiir, sen
Aslında ölümsüz
.........../Üçleme!

Bense
Gözlerinde
Kaldırım serçesi...

                              Nisan Serap MURATOĞLU
                   
           nisanalways@networks.org
                             
yukarı
 


 

 

SENİNLE SENSİZ


Sözlerinde asılı kaldım
İdama mahkum ettin beni
Gözlerinde saklı kaldım
Gördüm başka gözlerde seni
Kalbime hapsettim duygularımı
Kırdın kalbimin zincirlerini
Issız sokaklarda bıraktın beni
EY İHANET...
Ne acılar saldın
Zamansız yorgun rüzgarlarınla
Gönül bahçemi talan ettin
Boynunu büktün tüm çiçeklerin
Ve...
Arkana bile bakmadan
Estiiin gittin
Seninle sensiz bıraktın beni
Kalbimde ateşsin şimdi
Gözlerimde yaşsın
Sigaramın her nefesindesin
Hüzünlü ezgilerdesin
Ayrılık şiirlerindesin
Ölümden de ötedesin
Mahşersin...
Günlerin aydınlık yüzünde
Gecelerin kör kuyularında
Seninle sensiz
Senden habersiz
Bende sensin
Bilmem hissedermisin...

                                     NAZİRE BALCILAR
                                   yukarı

 



SENDEN GELEN HÜZNÜ SEVİYORUM


Deli taylar şahlansa gözlerimde
Ay ışığının kuşatmasında kalsa gecelerim.
Turnusol kırmızılığında alevler yaksa şafakta kirpiklerimi
Sancılı karanlıkların ilk bakışı düşse gri sabahlarıma
Firari yolculuklarım kaybolsa hayali limanlardan başlayan.
Pembeden siyaha dönse şiirlerimin her hecesi

Ve...

Saklasam bakışlarımı tozlu panjurların aralarına
Senden gelen hüznü seviyorum...

Ödünç alınmış sevdalar kalsa emanetçi yüreğimde
Anason kokusu ihanet etse akşam sefalarıma
Evcil hırçınlıklarım can verse avuçlarımda
Öfkeli bir şarkının melodisi yağmur olup
Sur dibinde tinerci delikanlının dudaklarından
Koyu kırmızı mayiliğinde damlasa

Ellerinden fırlasa bir ok, vursa da alnımdan beni

Ve...

Geçse üzerimden son defa nazlı bir seher yeli

Senden gelen hüznü seviyorum...

                                     NAZİRE BALCILAR
                                   yukarı

 




SEN VARSIN


Kaybolup gittiğini düşünme mazide
Bak mısralarımda yine sen varsın
Düşümün tam ortasında uyandığımda
Hayal kırıklığımda yine sen varsın


Tomurcuk güllerin büyülü seyrinde
İğdenin kokusunda yine sen varsın
Sararmış yapraklar solmuş güllerde
Sonbaharın hüznünde yine sen varsın


Bir ney nağmesindeki yürek acımda
Segah’ta Saba’da yine sen varsın
Hayat savaşımın son yolculuğunda
Azrail’in sesinde yine sen varsın


Acılarla yanmış garip bedenim
Huzura erdi yüreğim serin
Sevenlerin yanında ayrılmış yerim
Cennet bahçesinde yine sen varsın

                                     NAZİRE BALCILAR
                                   yukarı

 


 

KURTULMALIYIM


Gün batımının kahredici yolculuğu başlayacak birazdan yine
Gecenin is kokusu ve mahmurluğu bir kat daha sinecek duvarlarıma
Sevgimin güz kokusunu nefesleyeceğim kanser ciğerlerime
Ay ve yıldızların mavi ve beyaz havai fişeklerle kutladığı
Nispet kavuşmalarını izleyeceğim dönek penceremden
Narçiçeği sözlerinde kalmışlığın beklentisi saracak benliğimi
Melankolik karanlıklarda kalacak zavallı yüreğim beklerken seni
Bilirmisin seni beklemek beşinci mevsimi yaşamak,
Seni beklemek Nisan’a isyan etmek,
Ve seni beklemek ölüm değil mahşer demek.
Yıkıntıların ezilmişliğinde kangren ayaklarım,
Artık yalnız kadehlerde iz bırakan birde sigara tutan titrek ellerim,
Sabahın seherine dek kan damlatan gözlerim
Mutsuzluğun kirli aynalardan acı acı gülümseyen şaşkın yüzü
Kurtulmalıyım hepinizden bütün duyularımın ve de duygularımın sahibi organlarım! ! !
En çok da senden deli yüreğim...

                                     NAZİRE BALCILAR
                                   yukarı

 


 

KEŞKELERİM


Yılların ağırlığını birden atabilsem
Hafifleyebilsem kolayca keşke
Bir minik çocuğun uçurtması olsam.
Rüzgar çıtalarımı kırarmı,direklerin tellerine takılırmıyım,
Yaramaz bir çocuğun sapanından çıkan taş
Yüreğime saplanır mı demeden.
Uçabilsem keşke...

Sağnak yağmurda gökyüzüne bakarak yürüyebilsem,
Çimenlerin üzerinde çıplak ayakla koşabilsem,
Karın yağdığı ilk gün çocuklar gibi neşelenebilsem,
Çarparken sokak lambasına kar tanelerini
Sıcak odamın penceresinden
Naftalin kokulu anılarımla izleyebilsem.
Ve...Buğulu camlara resim yapabilsem hala
Yüklemezdim yılların ağırlığını fersiz gözlerime

Yine bir gün daha devrilecek
Bugünün ağırlığı da eklenecek hamal yüreğime
Ve biten günün gün batımının hüznünü yaşayacağım yine
Bazen çok uzaklara dalıp gideceğim
Bazen yanı başımda bulacağım düşlerimi
Bir günümü daha devireceğim böyle
Karanlık sokaklarda yürürken, adımlarımı sayacağım...

                                     NAZİRE BALCILAR
                                   yukarı

 



ELVEDA HÜZÜN ...

Elveda buzlara mahkum zincirlenmiş yüreğim,
Elveda kör camlara çarpan kuş misali sendeleyen ayaklarım,
Elveda ayrılıkların son tanığı askıda kalan ellerim,
Elveda hicazkar makamında kalan sözlerim,
Elveda kara şafaklarda kanatılmış gözlerim,
Elveda silahımın kararsız mermisinin hedefi maskeli yüzler...

Gelmeyin kara bulutlar, güneş doğacak pencereme,
Kederli yağmurlar sonbaharı bekleyin,
Hazan yapraklarının hicranı terk edin rüyalarımı,
Solan güllerin isyanı küskün durmayın,
Durgun umutlarım takılın denizin dalgasına,
Yakamozların ışıltısında dans edin.
Sisli karanlıklar son uzun gecem olacak bu gece...

Merhaba güneşli sabahların delikanlı umutları
Merhaba mehtapta yıldızlarla meşk eden şarkılar
Merhaba yaldızlı kartpostalların çocuksu romantizmi
Merhaba kaleme alamadığım ay yüzlü şiirler
Merhaba yeniden doğuş
Merhaba...

                                     NAZİRE BALCILAR
                                   yukarı

 


 

EKİM SENFONİSİ


Ekim senfonisi çalıyor yine Ankara’nın sokaklarında
Ağaç koroları eşlik ediyor sararan yapraklarına inat
Bir erkek yönetiyor siyah elleriyle orkestrayı
Önce sakin bir melodi fısıldıyor notalar
Sonra akordu bozuluyor tüm orkestranın
Hiddetli,sarhoş nağmeler dolanıyor salonda
Ellerini yakıyor kemanın yayı kadının
Telleri saplanıyor yüreğine
Sonbahar rüzgarları yağmurunu savuruyor acımasızca
Cam kalplerin kırıklarının ağırlığı
Gönül damlalarının kırmızılığı kaldırımlarda
Ankara’nın sokakları şahit
Ve bu sokakların solan yüzü şahit
Vuslat hasretindeki kadının
Bedenini yırtan sessiz çığlıklarının hicranına...

                                     NAZİRE BALCILAR
                                    19.01.2004
                                   yukarı

 


 

DEMEK GİDİYORSUN


Demek gidiyorsun kararın kesin
Demek gidiyorsun belli değil adresin
Demek gidiyorsun o puştun peşindesin
Haydi git yaldızlı vaatlerin susamışlığından kana kana iç
Haydi git mor ışıkların yaslı karanlığında ara kendini
Haydi git yağmurun coşkusuyla silebilecek misin çakal izlerini
Haydi git gecelerin gaflet uykusunda hazin sevdalarının yaşlanmışlığına
Haydi git sararmış denizlerin yalnız kayıklarında bırak,yavru köpeklerin
öksüz titremelerinde bırak beni
Haydi git seninle değil kendimle kavgam
Haydi git yanlışlarımın yanmışlığında bırak yüreğimi
Yanmasaydı yüreğim kalem tutarmıydı ellerim
Yanmasaydı yüreğim düşünür müydüm seni,sabaha dek akarımıydı göz yaşlarım
Yanmasaydı yüreğim yanarmıydı şiirlerim...
Sen benim yanlış işaretlediğim testin şıkkıydın
Sen benim alamadığım keskin virajımdın
Sen benim yaşamak istediğim yaşayamadığımdın
Sen benim kanımda dolaşan rakı,gecelerin alev lambası,toprağımın hasret damlası,şarkılarımın coşkun sesi,ömrümün destanıydın...
Haydi arkana bakmadan bas git şimdi
Ama ödeyeceksin bir gün yüreğime olan diyetini...

                                     NAZİRE BALCILAR
                                    19.01.2004
                                   yukarı

 


 

AŞK


Çat kapı gelen misafirdir aşk
Yüreğine sığdıramadığın damlalar
Aydınlık özlemlerin soluğu
Düşlerin masum yorgunluğu
Kolay ağlamaların gerçeğidir aşk...
Ve bir gün...
Lacivert bakışlar
Saydam bir kurşun olur saplanır yüreğine
O bakışlar ki
Kurşunda kendidir neşteri de
Gün gelir o aşk avuçları yanık içinde
Gizlice toplar kor sevdaları yüreğinden
Hoşça kal demeden çekip gider
Geldiği gibi giden
Garip bir misafirdir aşk...

Şarabın ilk yudumudur aşk
Zehir zemberek içersin
Şerefsiz olduğunu bilirsin de
Şerefe kaldırırsın kadehleri
Sevmenin sevilmenin kızaran griliğinde
Ölü aşkların kokusu
Gidenlerin ardındaki bakışlar
Meze yaptığın sigara
Karanlığın örtüsü kabuslar
Ve pişmanlıklarının sorgu sağanağında gelir geçer
Son yudumda...
Ben hep ayaktayım derken
Ya bir kaldırım taşına boylu boyunca uzanmış
Ya da duvar kenarına çökmüş bulursun çürümüş ruhunu

İlk yazdığın şiirdir aşk
Dizelerin ilk hecesi aşkın adıyla başlar
Bembeyaz kağıtlarda yeşerir kelimeler
Kağıdında kaleminde can bulur her kelime
Öper gözlerinden, dudaklarından
Tutar ellerini, okşar saçlarını
Ve her mısra baharı anlatır özneleri biz olan
Sonra...
Kaleminin rengi değişir kızılca kıyamet ihanetlerde
Duyguların keşmekeşinde
Yazmak yazmamak arasında
Karaladığın kağıtlar buruşturulup atılır
Sevdalar,özlemler,kin,nefret yan yana durur dizelerde
Özlem fırtınaları kopar yüreğinde
Sonra... dinginleşir zaman
Hüzün bulutları yağmurlara şiirler yazdırır hayalleri sırılsıklam titreyen
Ve dağılır her harf kızaran kaleminin simsiyah mürekkebinde...

                                    NAZİRE BALCILAR
                                    8.3.2004
                                   yukarı
 


 

UNUT GİTSİN DERLER YA


Unut gitsin derler ya sancılarında ayrılıkların
Duymaz hiçbir teselli sözünü yüreğin
Onsuz hayatın çekilmezliğinin efkarında,
Tek bildiğin bittiğidir her şeyin
Umut ararsın gecenin sessizliğinde kan kırmızı şarapta
Bir yaban kuşunun kanadına takılmış kalmış düşlerini,
Rüzgar hoyratça savurur sonsuzluğa
Unut gitsin derler ya sancılarında ayrılıkların
Esen her rüzgar kırar kanatlarını
Yağan her yağmurda erirsin,tükenirsin,yok olursun
Her kar tanesinde dağların doruklarında üşürsün,titrersin
Ve...Aldığın her nefeste hüznü çekersin içine
Unutmak istersin,günlerce ağlarsın,
Acılar gözlerimden aksın gitsin dersin,
Susturursun şarkıları,okumazsın şiirleri,kaçarsın sokaklardan
Ama silemezsin hatıraları herşey onu hatırlatır
Kimseyi koyamazsın onun yerine
Unutamazsın
Sorma! ! !
Nedeni yok işte
Unutamazsın...


                                    NAZİRE BALCILAR
                                   yukarı

 


 

SEN HİÇ SENİ BEKLEDİN Mİ ?


Sen hiç seni bekledin mi?
Çalarken ikimizin şarkısını
Çevirip çevirip dinledin mi?
Gündüzlerin sahte kahkahalarının bitmesini
Gecelerin yaslı çığlıklarını özlemle bekledin mi?
Her akşam semaya bakıp
Yıldızlarımızı aradın mı?
Issız sokakların sessizliğinde
Gizli gizli ağladın mı?
Dalgaların kumlarla her öpüşmelerinde
Hasretlerini denizlere yazdın mı?
Melankolik romanların sayfalarında
Beni sende aradın mı?
Göndermeyeceğini bildiğin
Mektuplar yazdın mı?
Kendi kendinle aynalara bakıp
Ağlayarak konuştun mu?
Sarhoş kaleminin her kırmızı damlasında
Hiddetlenip karaladın mı resimdeki gözlerimi?
Şarkıların en kahırlı kadehlerinden içtiğin yudumlarda
Kendinden geçtin mi?
Güvercinlere yem veren yaşlılara baktığında
Bizde böyle yaşlansaydık dedin mi?
Asude bir ömrün bedelinin
Ancak ölüm olabileceğini düşledin mi?
Yoksa zamanın acımasız kayboluşlarında
Unuttun mu beni?
Bense
Yüreğimin gölgesi bende
Kendisi yanımdaki sende
Hep seni bekledim
Bekleyeceğim...

                                    NAZİRE BALCILAR
                                    18.3.2004
                                   yukarı

 


 

ŞİZOFRENİK AŞK DÜŞÜNCELERİ

Yağmur var yine dışarıda ....Bende sancı kıskancından yorgun düşen
bedenimi, dinlendirmeye aldım ...
Kimse yok yanımda ..Kendime kalabalıklar da yeni bir dünya yarattım
...Kendi iç dünyam.....Nasıl sence?? Hüzünlerim var, kırgınlıklarım var,
mutsuzluklarım var, ya mutluluklarım...?? Işığım nerede ??? Karanlık
dünyam da titrek bir mum alevi gibi yanan  ışığımı kendi ellerimle üfleyip
söndürdüm...Şimdi o da yok  artık...
Ne olurdu yaşanan güzelliklerden bir güzelik daha yaşasaydık...İmkanı yokmu ?
Aşk...Sen nesin, kimsin, neden bana öyle düşmanca bakıyorsun ?? Bu kadar
mı zarar verdim sana ? Bu kadar mı nefret ettin benden...Aşk...Seni
seviyorum ben...Sevmesem aşkım olmazdın ki ? Oysa sen artık aşkım olmayı
istemiyorsun ...Neden bir şans daha tanımıyorsun aşk bana ? Bir kez daha
yaşat bana, içimde o çocuksu heyecanlarını...Mutluluktan titretsen bir kez
daha yüreğimi ...Olmaz mı ?? Çok mu kıgınsın bana aşk...Oysa sen içimde
duman dumansın hala...Sigara efkarı akşamlar gibisin...Neden gökkuşağım
olmayı denmiyorsun aşk...???
Zaman geçiyor...Vaktim tükeniyor aşk..Benim erteleyecek duygularım
yok...Hissediyorum seni...Tüm benliğimde..Yaşamam lazım iken neden
erteliyeyim seni aşk....Yokk böyle olmaz...Aşk yaşandıktan sonra
arkadaşlık olmaz...Ben seni aşk gibi severken, arkadaş olmamam ki ...Benim
öyle çok arkadaşım var..Sevdiğim insan çok Ben yanımda seni istiyorum
aşk..Uzaklarda olsanda hayatımda, yüreğimde var olmanı seviyorum ben senin
aşk...Aşk ...Seni istiyorum ben..Başka aşkları değil...Bunu yaptırma bana
aşk..İzin verme başka aşklara yönelmeme..Onlar beni sen gibi sevemez
...Başka aşklara yar etme beni ..Yok ederim kendimi  ....Özlüyorum seni
..Başımı göğsüne dayamayı, omuzuna yaslanıp uyumayı, saçlarımı, yüzümü
okşamanı, parmaklarını tenimde hissetmeyi özledim aşk ...Hani
kırçiçeğindim senin ...Hani hep sulayarak yaşatacaktın beni ..Ben sana hep
susuz kalacak  kadar sevdim  aşk ....Güneşim olup ısıtacaktın...Hani
birlikte yaşlanacaktık...Boşamı seviştik, boşamı dövüştük o kadar ?
Neredesin aşk..Susuyorsun...Neden ?? Anlıyorum..Sen artık beni
sevmiyorsun....O yüzden mi susuyorsun ? Üzülme !! Artık seni rahatsız
etmeyeceğim, O dingin sakin hayatına kavuşacaksın bensiz...Bir düşün
aşk...Ben olmasam kim koparacak sendeki
fırtınaları..Sabah  uyandığın da kim düşecek aklına ? Güneşe bakıp, orda
uzakta beni seven,bana aşık biri var mutluyum diye yüreğini kim sevgi ile
dolduracak ?Kim heyecanlar yaratacak, kiminle gizli öpüşlere tutsak
kalacaksın ?? Üzülme aşk bensizlikte sende ben gibi yok olacaksın ...artık
telefon beklemiyorum senden, bende aramıyoum...Ölüyorum ben aşk .....Ben
ölürken sen bende hep yaşayacaksın...Ben senin adını aşk koydum..Sen ölene
dek yalnız benim olacaksın.....Ha unutmadan, bu senin için yazdığım son
kelimeler aşk...Not et bir yere ....!!! Son kullanma tarihinde atarsın
bunu da ben gibi çöpe !!!

                                   NELLS
                                      nellss@gmx.net
                                   
yukarı
 


 

YAĞMUR ALTINDA

Ve bugün yağmur vardı...Çisil çisil...Bir ara hızlandı..Islattı herkesi
...Bir cafe de oturmuş denize düşen yağmur tanelerini saydım...Kaç damla
düştü sence? kaç damla ıslattı deniz gibi yüreğimi yağmurun kokusunu
içime çekmek için attım kendimi cafe den sokağa... Şapkamı taktım, yüzümü
gökyüzüne çevirdim ...Dilimle yakaladım bir kaç damlayı...Bir adam döndü
baktı bana, gülümsedi ...Aldırmadım...Zaten umrumda değildi onun hakkımda
ki düşünceleri ...O an ben vardım orada...Ve yağmur ile dilimin bir
randevusu vardı....Çıkardım şapkamı...Saçlarımda katılmalı bu randevuya
diye düşündüm...Islanmalı her teli damlalar oluşmalı uçlarında,küçük bir
su yolu yapıp, aktı tenimin en hassas yerlerine ....Ürperdim ıslaklığı
hissedince ...Hoşuma gitmişti bu serinlik...Hasta olma
pahasına,yaşamalıydım bu zevki ...Gülümsedim yağmur'a Kucaklaşmak istedim
onunla ...Düşünceler hızlandı beynimin duvarlarına çarpa çarpa
....Çırılçıplak ıslanmak vardıya bu yağmurun altında ...Yağmurun dili
olsaydı keşke..."canım" değip, sarılıp tüm sevgisini verseydi bana ...

                                      NELLS 18.11.2003
                                      nellss@gmx.net
                                  
yukarı
 



 

Korkuların Var

Eksik
Yarim kalan bir hikaye var
Belirsiz zamanlara
Ertelenmiş sevda var
Karanlığın içinde
Yakalamışken ışığı
Ucu yanan titrek aleve
Üfleyip söndürmek var ..
Korkuların var
Sevdaya dair
Korkuların var
Sevgileri dile getirmeye dair
Bil ki
Sadece önem ve değer yetmiyor
Aşk’ta sevgide var
Tutku’da var
Sevişmeler de yanıp tutuşmak var
Yağmur da birlikte sırıl sıklam ıslanmak var
Birlikte yaşanacak acı tatlı güzel yarınlar var
Ama sende
Sadece korkular var
Al korkularını yanına
Onları kendinden en uzağa fırlattığın anda
Gel bana..
                                      NELLS
                                      nellss@gmx.net
                                  
yukarı
 


 

Beyazın İnceden Hüznü...

Beyazın inceden hüznü yağıyordu
Göz kapaklarımın üzerine...Ağır...Ağır...

Ve sen soyunmuş aşkı üzerinden
Aldırmadan tipiye yeni baharlara gidiyordun

Dur... Gitme diyecekken sana...
Serçeler üzerime ağlıyordu...

Az ilerdeki selvinin altında bir keman virtiözü
İnceden yağan veda busesini çalıyordu...

Dön ve dinle diyecekken sana...
Karçiçekleri dilime dolanıyordu

Beyazın inceden hüznü yağıyordu
Ağır...Ağır...dudaklarımın üzerine...

Ve sen soyunmuşken aşkı üzerinden
Aldırmadan beyaza gömdüğün bahara...

Yeniden yağacak olan bahar yağmurlarına gidiyordun

Ateş böcekleri de terk etmişti beni ayazlara

Gece çöküyordu üzerime...Ay bana doğuyordu...
Işık hüzmeleriyle dansa davet eder gibiydi...

Dön ve bak diyecekken sana...
Yıldızlar mühür vuruyordu dudaklarıma

Beyazın inceden hüznü yağıyordu...Sevgilim
Göz kapaklarımın üzerine sen giderken...

                              Nisan
                   
           nisanalways@networks.org
                             
yukarı

 




Acı Biber Tadında Bir Aşk

Bir karış toprağın altına gizledik sevdamızı
Dudaklarımızın arasın da sır gibi saklanan

Nur'umuzdan kaçmış,kısılmıştık köşelere
Çökmüştü omuzlar hasretin ağırlığından

Tadına doyulmayan,dillerin alev aldığı
Acı biber tadın da bir aşktı bizim ki...

Ne deryalardan geçilmişti oysa yarıla yarıla
Kadere inat çizmiştik yazgımızı son demine kadar

Çok seslilikten arınıp,tek ses olmuştuk sevdaya
Bir gönül'düki bizimki değme mücevheri sönük bırakan

Hüzzam makamın da uyuduk doğmayan sabahlara
Güneşin dahi yüzü soldu da biz aydınlandık yeni güne

Tadına doyulmayan,dillerin alev aldığı
Acı biber tadın da bir aşktı bizim ki....

Ak kundaklara sarmış,ebruli zıbınlar giydirmiştik
Kucakladığımız kıyımsız sevdamıza...

Gecenin şavkı vururken üşüyen gölgelerimize...
İlmek ilmek dokuduğumuz hazan şalına sarılırdık

Yediverenlerle öpüşüp,fesleğenlerle oynaşırdık
Kınalar yakardık avuç içine sığmayan zamanlara

Çıplak bedenlerimize giyerdik mevsimleri...
Aç uyur,susuz uyanırdık nefeslerimize...

Tadına doyulmayan,dillerin alev aldığı
Acı biber tadın da bir aşktı bizim ki...

                             Nisan
                
             nisanalways@networks.org
                              
yukarı

 


 

BU GİDİŞİN BİR ADI OLSUN

Haydi! Suskun durma öyle
Giderken bir şeyler söyle
Fazla üzme kendini
Buna da alışır benim şair yüreğim
Burulur önce acır biraz
Kırılır sonra kendince
Ama sen susma
Yeter ki giderken bir şeyler söyle
Söyle ki bu gidişin bir adı olsun
Sonra git gideceksen
Darılmam inan ki
Senin canın sağ olsun

Ne sen ilk sevensin
Ne de ben ilk sevilen
Sen ne ilk terk edensin
Ne de ben ilk terk edilen
Bu yüzden işte! Susma öyle
Haydi! Bir şeyler söyle
Ama aşkımızdan söz etme
Ve onu ölümsüz aşklara benzetme
Söyle sen bir şeyler gidişine dair
Merak etme dinler seni sessizce
Bu efkarlı yalnız şair
Sonra da buğulu gözlerde
Bu vuslat son bulur
Söylersen bir şeyler eğer
En azından bu gidişin
Bir adı olur
                                      Nevzat Bayramoğlu
                                      bakyeter@bakyeter.net
                                  
yukarı