A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - Y - Z


MAVİTUNA : YALNIZLIKTIR GÖLGEDE KALAN
MERAL YAĞCI  : İKİ SATIRLIK İLHAM PERİSİ
METİN ÇAĞLAYAN : LİMON KASALARI
METİN ÇAĞLAYAN : İLK SONBAHAR
METİN ÇAĞLAYAN : YANLIZLIĞIMSIN
METİN ÇAĞLAYAN : ZÜHRE YILDIZI
METİN ÇAĞLAYAN : HAYATSIN
METİN ÇAĞLAYAN : MÜZİKSİN
METİN ÇAĞLAYAN : YALANYA


 

YALNIZLIKTIR GÖLGEDE KALAN

Yağmurla başlamıştı günüm ve içimde bir ürperti. Her şey normaldi
belki de, her şey düzgün gidiyordu. Bir tek bendim düzgün
gitmeyen, her şeye sinirlenen sanki bendim dünyayı kabullenmeyen.
Hiçbir şeyi istemiyordum hayatıma. Zamana bırakmıştım zaten.
Durakta bekliyordum sanki; saati gelince otobüs beni alıp
götürecekti uçsuz bucaksız bilmediğim yerlere ve bilmediğim
insanlar çıkacaktı karşıma. Onları da tanıyacaktım; bazıları gibi
beni arkamdan vuracaklardı, bazıları gibi de beni koruyacaklardı.
Tıpkı ailem gibi. Evet, ailem gibi beni koruyacaklardı. Onlar
gibi olamayacaklardı belki ama, yakınımda şimdi yalnızlık vardı
gölgemi dolduran. Güvencemde her şeyi yalnızlığa bırakmamdı. Var
mıydı bir başkası? Var mıydı bir arkadaş, yahut bir yoldaş?
Fırtına çıkacaktı, sabahtan belliydi tâ. Dertlerim göz önüne
gelecekti yine, bir kez daha ve yaşayacaktım yeniden, istemesem
de şu hayatı tatmadan doyasıya, elbet bende gidecektim uzaklara.
Yanımda kimse olmayacaktı anılarımdan başka. Var mıydı beni
anlayan birisi. Beni terk etmeyecek, her zaman yanımda bulunacak
var mıydı birisi? Gülmeyecek miydi gözlerim, parlamayacak mıydı
güneş gibi. Mehtapla buluşmayacak mıydı bir de geceleri?
Çekmeliydim hepsini belki de. Yaşamalıydım bunları. Çok ağırdı bu
yaşta; fakat çilenin, derdin yaşı yoktu, zamanı hiç yoktu
aslında. Ansızın, birdenbire, anlayamadan daha  her şey olup
bitmişti. Sorular vardı sorulması gereken ve cevaplarını
bekleyen. Olmadı, tutmadı yerini sözler. Daha on yedisindeki
çocuğun yaşadıklarıydı bu görüntüler. Bugün hiç bitmedi
hayatımda. Hep devam etti bu fırtınalı gün. Gözyaşları hiç
dinmedi yüreğimden ve gözlerim görmedi dertsiz gün.   Bir gün
sona erecekti tüm bunlar. Geride fırtınalı gün, ne yağmurla
başlayan sabah olacaktı hayatımda. Ama içime sindiremediğim; bir
aile yıkıldı bu kalp karşısında.

 
                                                            Mavituna
                                                              mavituna_m@hotmail.com
                                                            
yukarı
 


 

İKİ SATIRLIK İLHAM PERİSİ

Her şeye rağmen
Yaşamak güzel
Her sabah işe giderken
Daha mesai başlamadan
Trafik,kalabalık gibi
Malum olaylarla
Bir yay gibi gerildiğinde sinirlerin
Bir arkadaşının
Günaydınıyla karşılanıp
Tatlı bir sohbet eşliğinde
Yeni güne merhaba diyebiliyorsan

Yorgun sıkıntılı geçen
Korkunç bir günün
Akşamında
Seyrettiğin basit bir
Televizyon filminde
Yüz hatların gevşeyip
Tebessüm edebiliyorsan
Günün yorgunluğunu
Unutuyorsan kısa bir süre
Ailenle bir arada sofra başında
Günü yorumlayıp bir fincan
Kahve yudumunda
Bir türkü tutturuyorsan yüksek sesli
Unutabiliyorsan sıkıntılı saatleri

Gece yarısı yatağına uzanıp
Günün yorgunluğuna güle, güle demeye
Hazırlanırken bedenin
Göz kapaklarına külçeler asıldığında
Hiçbir şey düşünmeden
Uykuya çekilmeye hazırlanan beyninde
Şimşek gibi iki dizenin ilhamı geliverirse
Kanatsız peri asası elinde
Unutmamak adına kağıt kalem ararsan
Karanlıkta el yordamıyla uykulu mahmur
Çala kalem karaladığın kağıda
Döküverirsen içindekileri
Pencereden sızan sarhoş ışık kümesinde
Uzun yada kısa bir şiir çıkarsa ortaya
İki satırlık bile olsa ilham perin

Bir yakının ölümünden
Sarsılıp,göz yaşlarına boğulurken
Hiç tanımadığın minik bir bebeğin
Dünyaya geldiğini duyduğunda
Yüreğinden kopan bir sıcaklıkla
Göz yaşların kuruyup
Sevgi ile parlıyorsa
Eğer gözlerin
Yaşamak güzel değil mi?
Her şeye rağmen

                                               Meral YAĞCI
                                                Aykamer3@hotmail.com
                                               
yukarı
 


 

İLK SONBAHAR


Bugün doğum günün kutlu olsun iy2 doğdun
Sen her doğduğunda ben bir kez daha yok olacağım.
Goncası dökülmüş kırmızı gül ile, elim boş gelmeyecek
Gülü savuracaksın rüzgara,rüzgar ağlayacak, kimseler bilmeyecek
Delidir kırmızı. Aç boğalar saldıracak tenine, deli kandır damarlarına akacak

Yukarıdan çağıracaklar beni kelepçe vurarak zindanına
Tanımadığın dostlarım olacak için çekilecek ağlayacaksın
Yanağını selamlayarak yine ben içeceğim göz yaşlarını

Diyet pastan kesilecek, yanan tek bir mum ışığı kalacak
Bir ışık hızıyla akacaksın gölgeme,o her şeye yetecek
Gözün gözümde odaklanacak,nefesin nefesimde son bulacak
Çığlığın akordum olacak,yeni besteler çınlayarak...

Yanan o tek mum ışığı da rüzgarınla sönecek
ikiz şiirlerimiz doğacak,adları ilkbahar ve sonbahar konacak
Güneş baba bilmediği bir gezegende mahkum
Anne kar küçük bir kar tanesi olarak kalacak

İlkbahar ve sonbahar ise yetim...


                                       METİN KAYA ÇAĞLAYAN
                                     yukarı

 


 

HAYATSIN


Renkler gözlerine girdaplandı
Koca çınar gövdesine ağladı

Yeşil çağlayacak suretim

Süzülen gözyaşıma inat
Kuyulanıp serabında
Susarsam içeceğim

Kaynayan pınarımda
Hayatsın…

                                       METİN KAYA ÇAĞLAYAN
                                     yukarı

 


 

LİMON KASALARI


çek elini limon kasalarımdan
onları ben sıkıyorum sulu sulu
sulu sulu limonlar bunlar
gözlerimdeki yaşlar gibi
çek elini limon kasalarımdan çek!

düş yolunda ilerleyen treni
durdurdun emniyet mandalını çekerek
raylar hakaretlerini savurdular
bırak! sonsuzluğu engelliyemezsin diyerek
çek elini meemleketimin raylarından çek!

gün aydınlığa doğacağım gündür
artık olamayacak düşmanlığın
çek elini darağacımdan çek!
çek elini sevdamdan çek! ...çek! ...çek!

                                       METİN KAYA ÇAĞLAYAN
                                     yukarı

 


 


MÜZİKSİN


bir nota daha eklendi müziğe yaşamsal
ki o senin ses tının…

kanarya kafesine isyan etti
koca viyolonsel yarılacaktı gövdesinden
Mozart gülümsedi…

ne zaman düet mevsimi başlasa operada
ismini bilmediğim siyah eldivenli bir kadın sesi çınlar

müziğin en ücra bam telinde…

                                       METİN KAYA ÇAĞLAYAN
                                     yukarı

 



ZÜHRE YILDIZI


ilk… görüş
ilk…. bakış
ilk….. heyecan

son sevi zannımca…

ruhumun aynasına dipçikle vuran
kaçtıkça kovalanan, okyanus derinliğim
mahçup bakışını uzat bana
el-ele koşalım yıldızlara vakit dar,
sırra kadem Zühre yıldızı… Venüs

kapat gözlerini ama hiç açma!
son olacak pencereden akan aksin
izin ver umutla sarılalım yarınlara
bu düş sokağında yenik düştüm yanık sevdamla
uyanmak istemezdin bilirim bu son yolculukta
yanında biri var
bekledikçe zamanı tersleyen
dinmesin nazlı bakışların

biri… var

hiç söylemediğin sihirli kelimeyi haykıran
sırra kadem Zühre yıldızı… Venüs

elips-Zühre-galaksi-Venüs
son sevi zannımca…

                                       METİN KAYA ÇAĞLAYAN
                                     yukarı

 


 

YALANYA


O gece;

Sen,ben ve ay ne güzel örtüşmüştük gizlice
Görüşüm yeşil,gözlerindi hedefim
Yalaz dudaklarına aç üşüdü gecende şehvetim
Yarılsın fayların,tam 7.2 richter ölçeğindeyim.

Aniden girdabınla çekildim
Belki de “Bermuda Şeytan Üçgeni”ndeydim
Bilemedim,vurgunu çok derin yedim.

Seni aç susuz koymadım
Gamzeni hiç yalnız bırakmadım
Hatta! menekşelerini bile suladım.
Son yolculuğumuzda mazini terk ettin

Oysa ben buradayım,bıraktığın gibi
Mürettebatım yalnızlığım
İstikametim; tam yol ileri
Yeni ufuklara yelken açarak...

O geceyi hiç! ama hiç! unutmadım.

Aradan bir yıl geçti...
Demir aldık yalnızlığa

Yeni aşklara merhaba!

Merhaba! ...yıldızlar
Merhaba! ...venüs
Merhaba! ...hüznüm

Merhaba! ! !

                                       METİN KAYA ÇAĞLAYAN
                                     yukarı

 



YANLIZLIĞIMSIN


Birazdan sana akacak gözlerim
Bakışların çekilecek mahcupluğunla
Aniden sobeleyeceğim buseni
Mavi hayalim yeşilinle çakışacak

Bir vagona doluşacak rüyalarım
Bir o memleket bir bu memleket
Seyahatname dinleyeceğiz rayların senfonisinde
Yalnız ben, sen ve ikimiz

Seni atalarıma götüreceğim Horasan’a
Oradan Moğolistan ve Tibet yaylasına
Meridyenler cabası, kıtalar aşacağız
Küçük bir sahil kasabasında
Kasketli yırtık urbalı bir adam
Naralar atacak pervasız
Yalnızlığa üzülecek hüzün
Kadeh kaldıracağız rüyalarımıza
Ciğerlerimize iyot kokusu
Turkuvaz maviye dolacak aksimiz
Bir flamenko ezgisi kopacak yüreklerimizden

Tüm börtü böcek dans edecek
Bu seninle ilk dansımız olacak
Yüz bin tane ipek böceği gelinliğini dikecek
Sevdiğin renk mavi ve beyaz olacak
Tacını kendi ellerimle yapacağım
Benim şahidim rüyalarım
Seninki tanrı
Atım sağdıcım olacak
Dört nala çakacağım yalnızlığıma

Bilirim,sonra ay tutulacak
Met-cezir yaşanacak
Yeşilin çekilecek gözlerimden
Gece bitecek sabah olacak
Son kez sarılıp düşlerime, hüzünle uyanacağım
Avucumda resmin
Ve dinmeyen yalnızlığımla

Bu... ilk kez olmayacak....


                                       METİN KAYA ÇAĞLAYAN
                                     yukarı